top of page

Mayakovski: Sesini bulamayan kimlik

Eleştirmenler ve parti mensupları tarafından şeytanlaştırılan Mayakovski, sanat dünyasının sınırları dışına itilir. Yine de boy göstermeye, konuşmalar yapmaya devam etmektedir; ancak tüm bunları, bir şekilde ataletten kurtulma isteğinden ve her zamanki kendinden emin tonunu kaybetmiş olduğundan, kendisini hatırlatmak için yapar. Onunki, kendi yerini bulamamış insanın rotasızlığıdır.


· Mehmet Doruk Kandemir ·




Vladimir Mayakovski, 7 Temmuz 1893’te yaz sıcaklarına inat serin dağ havasının çevrelediği bir Gürcistan şehri olan Bağdadi’de dünyaya geldi. Babası Vladimir Konstantinoviç memurdu. 1906’da babasının kan zehirlenmesinden erken ölümü nedeniyle, annesi Aleksandra Aleksevna’yı hayatın erken yorduğu bir kahraman olarak seyretti. Ocak 1904’te, Rus-Japon Savaşının başladığı ve 1905 Devrimi’nin altyapısının oluştuğu sıralarda, Moskova’da öğrenci olan kız kardeşi Lyudmila; eve siyasi kitaplar ve broşürler getirdi. Henüz üçünü sınıfta devrimci broşürlerle tanışan Mayakovski’de, işçiler arasında düzenlenen kitlesel toplantılara, gösterilere karşı bir ilgi uyandı.

Aile, Mayakovski’nin babasının 1906’da ölümünün ardından yoksulluğa sürüklendi. Kırsal kesimlerde istihdamın olmaması sebebiyle Moskova’ya taşındılar. Mayakovski’nin Gürcistan’daki çocukluk deneyimi, kişiliğinde ve poetik yaşamında çok az iz bırakmış görünüyor. Akıcı bir şekilde Gürcüce konuşmasına rağmen, Gürcü şiiriyle hiçbir zaman ilgilenmedi; Gürcistan kırsalının doğal güzelliği genç Vladimir’de yankı uyandırmadı.

Daha fazla gelir elde edebilmek için annesi, evlerinin bazı odalarını kiraladı. Bu kiracıların çoğu, Mayakovski’de Marksizmin filizlenmesine neden olan radikal sosyalist öğrencilerdi. Radikal siyasete maruz bırakılması, ortaokul yıllarını etkiledi. Bu çalkantılı dönemde, çocukluktan gençliğe adım atan ve düşünsel ateşi dinmeyen öğrencilerin yer altındaki devrimcilerle temas halinde olan gizli siyasi gruplara katılması alışılmadık bir durum değildi. Şair olmadan bir “devrimci” sıfatıyla anılan Mayakovski, 1908’de Rus Sosyal-Demokrat partisine katıldı ve çok geçmeden Moskova Komitesi’ne seçildi.

Hayatını, kendi yarattığı bir sahnede “asi kahraman” olarak geçirdi ve içine doğduğu çağ, bu performansı başka herhangi bir zamanda olabileceğinden daha uygun hale getiriyordu. Havada protesto ve propaganda vardı. Başkaldırı hiç olmadığı kadar anlamlıydı. Gelenek, evrensel düşmandı. İlk tutuklanma gecikmedi. 29 Mart 1908’de tutuklandı. Polis, yasadışı bir matbaayı ele geçirmek için Sosyal Demokrat Parti’nin bir hücresine girmişti ve Mayakovski, bir yığın devrimci broşürle yakalandı. İkinci tutuklanması daha ciddi sonuçlar doğurdu. 1 Temmuz 1909’da Mayakovski, Gürcü devrimci I. I. Morchadze’nin karısının dairesine geldi. Morchadze, Moskova Kadınlar Hapishanesi’nden siyasi mahkumların firarını planlamıştı. Mayakovski, firar planıyla herhangi bir bağlantısı olduğunu reddetmesine rağmen hapse atıldı. Devirirken düşmek, işkence görmek lakin düştüğünde daha da güçlenerek kalkmak devrin en temel misyonuydu. Genç Vladimir de haykırınca gökyüzüne çeviklik katan cinstendi. Onun hücresinden sorumlu gardiyanın raporu bu durumu destekler nitelikte: “Vladimir Vladimirovich Mayakovsky… Diğer mahkumları itaatsizliğe kışkırtıyor, mahkumların ‘sözcüsü’ olduğunu iddia ediyor.” Henüz hücre cezaları sona ermeden tutukluluğunun ilk altı ayında, üç kez hükümlü olduğu cezaevlerinden nakledildi.

Mayakovski’nin hapishane turu, hayatındaki en temel dönüm noktası oldu. Kendi ifadesine göre, ilk şiirini burada yazdı. İki yıllık özgürlük mahrumiyetinden sonra genç Vladimir’in zihin kafesi, kuş aramaya çıktı. Bir süre sonra yazma yeteneğinden şüphe eden Mayakovski, kendisini resim sanatında var edebileceğine kanaat getirerek Petr Kelin’in atölyesine katılır. Kelin, Mayakovski’yi, 1911’deki ilk başarısızlıktan sonra ikinci denemesinde kapısını aralayacağı Moskova Resim, Heykel ve Mimarlık Okulu Giriş Sınavı’na hazırlar. Sınavı kazanır ve kurgulama yeteneğini fırça darbeleriyle somutlaştırdığı okulunda parmakla gösterilen bir zeka olarak tanınır; lakin bir süre sonra içinde gezinen karşı oluş kurdu onu kemirmeye başlar. Bolşevik Partisi’ne Yoldaş Constantin kod adıyla bir propagandacı olarak katılır. Birkaç tutuklamanın ardından bir süre sonra, onu takdirle gösteren işaret parmakları; bu sefer uyarı amacıyla Mayakovski’ye doğru sallanır. 1914’te Moskova Resim, Heykel ve Mimarlık Okulu’ndan atılır.


Putların ele avuca sığmayan baltası

Fütürizm, 20. yüzyılın başında İtalya’da ortaya çıkan ve estetik yargılarını, sadece kadim olduğu için kutsallık atfedilen “geçmiş sanat deneyimleri”ni reddetmeye dayandıran bir harekettir. İtalyan şair ve oyun yazarı Filippo Tommaso Marinetti, Fütürizm Bildirgesi’ni hazırlayarak 5 Şubat 1909’da, La Gazzetta dell’Emilia gazetesinde yayınlatmış ve hareketin öncüsü olmuştur. İki grup aynı unvanı paylaşsa da, Rus Fütüristleri, İtalyan Fütürizminin sözcüsü Marinetti’nin otoriter, militarist görüşleriyle siyasi olarak çelişir. Rus Fütüristleri, 1912’de yayınlanan ve sanatı, toplumu fosilleşmiş geleneklerden ve tabulardan kurtarma niyetlerini ifade ettikleri, geçmişin tüm kültürünü bir kenara atmaya ve onu kendi devrimci sanat formlarıyla değiştirmeye çalıştıkları edebi bir manifestoyla görüşlerini özetlediler. “Puşkin, Dostoyevski ve Tolstoy’u modernitenin buharlı gemisinden denize atma” düsturuyla kaleme alınan Halkın Beğenisine Bir Tokat manifestosunda Mayakovski’nin de imzası vardır. Mayakovski’nin, şiiri alışılmışın dışında kurma fikri, cezaevi yıllarına kadar dayanır. Tutukluluğu sırasında, hayli okumalar yapacak kadar boş vakti olur. Bir süre sonra kendisinin de yazabileceğine kanaat getirir; ancak söylenmesi gereken şeyin yeni sözcükler, yapılar ve ritimler gerektirdiğine karar verir.

Aleksei Kruchyonykh, Vladimir Burlyuk, Vladimir Mayakovski, David Burlyuk, Benedikt Livşits
Aleksei Kruchyonykh, Vladimir Burlyuk, Vladimir Mayakovski, David Burlyuk ve Benedikt Livşits

Serbest bırakıldığında ise bir yoldaşına “sosyalist bir sanat” kurgulamak istediğini duyurur. 1912’de yakın dostu şair David Burlyuk, Velemir Khlebnikov ve vasıtasıyla Fütüristlere katılır. Bunu, Rusya’nın her yerinde gerçekleşen, şiir ve sanattaki yenilikler hakkında halkta merak uyandıran, halkı eğlendiren, kışkırtan bir Fütürist konferans turu izledi. 1915 yılında, Fütürizm etkisindeki ilk metinlerinden olan Pantolonlu Bir Bulut’u tamamlayarak çalışmalarını hem siyasi hem edebi mecrada sürdürdü. Her şeyden önce, şiirin hem anlamından hem de formel yapısından lirizmi silmek, kolay armonileri ve klişe beylik lafları ortadan kaldırmak, belagat örgüsü oluşturan sesleri köşeli ritimlerle değiştirmek istiyordu.

İnsan’da (1916) Mayakovski’nin “rakibi ve düşmanı”, yerleşik otokrasi veya kapitalizm değil, estetik anlayışa ve günlük yaşama hâkim olan kavram putperestliğidir. Mayakovski, Fütüristleri dönemin diğer öncü hareketlerinden ayıran yaratıcı yıkım idealini “Yıkmak yaratmaktır, çünkü yok etmekle geçmişimizi yeneriz” diyerek özetlemiştir. Entelijansiyanın “halka hizmet etme misyonu”nu yüklenmesi gerektiğini düşünen Fütüristler; geometrik kübik sanatların, düzensiz söz dizimlerin ve yeni dilbilimsel kurguların büyük ölçüde yarı okuryazar halk için muhtemelen anlaşılmaz olabileceği konusunda kayıtsız veya habersiz görünüyorlardı.


Rejimin ateşli taraftarı, bürokrasinin ironik aleyhtarı

1917’de gerçekleşen Ekim Devrimi’ni ve sonra kurulan rejimi büyük bir coşkuyla karşılar. Bolşevik rejimin sadece sanat alanında lehine faaliyetlerde bulunmaz, propagandist faaliyetlerine de destek verir. Artık SSCB’nin caddelerinde, sokaklarında Mayakovski’nin hazırladığı afişler vardır. Lenin’in ölümünden hemen sonra Vladimir Illich Lenin’i (1924) yazar. Bir manzume sayılabilecek bu uzun şiiri, Moskova’daki Bolşoy Tiyatrosu’nda okur. Burada, Lenin’in tanrısallık atfedilen kutsal bir insan olarak tasviriyle, Mayakovski’nin dünya devrimi vaatlerine yönelik filizlenen coşkusunun absürt boyutlara ulaştığı görülür. 1920’lerin sonlarına gelindiğinde bu ateşli taraftarın zihninde kurguladığı büyü bozulmaya başlar. Birinci Beş Yıllık Plan’ın başlangıcında Mayakovski, Parti çizgisinden giderek daha da fazla sapmasına rağmen hâlâ rejime hizmet eder vaziyettedir. Bir süre sonra kendisine dayatılan “boyun eğen şair” rolünü sindiremez; kalemini Komünist bürokratlara ve kayırmacılığı düstur edinen yeni Sovyet burjuvazisine karşı sivriltmeye başlar. Mayakovsk,’nin ilk coşkusu yerini, alaycı- eleştirel yaklaşıma bırakmıştı. Mayakovski’ye göre “yeni kızıl aristokrasi” monarşiyi ortadan kaldırmıştı; ancak devrimin yok etmeyi misyon edindiği mutlakiyetçilik fikrini, yeniden hâkim politika yapmayı amaçlamıştı.

Hâkim bürokrasiye ilk isyan bayrağını, Tahtakurusu: Dokuz Resimde Fantastik Bir Komedi (1928) adlı iki perdelik bir oyunla çekti. Oyunda, 1921’de uygulamaya konulan Yeni Ekonomi Politikası’nın ardından Sovyet bürokrasisine musallat olan fırsatçı parti mensuplarına saldırdı. Eser, Devrim’in cılız kazanımları karşısındaki hayal kırıklığının ürünüdür; ancak o, kendi zihninde kurguladığı Komünizmin bir gün hâkim rejim olacağına, on yıllar boyunca insanı ve toplumu dönüştüreceğine inanır. Hamam (1930) oyununda ise çağdaş yaşamı tasvir eder; oyun, Rusya’daki tüm kiri temizlemeyi misyon edinen karakterlerin alegorik bir biçimde ele alınmasından oluşur. Hamam, zamanın akışını durdurmaya çalışan Sovyet elitinin kendini beğenmişliğiyle alay eden absürt bir yapıdadır.

Eleştirmenler ve parti mensupları tarafından şeytanlaştırılan Mayakovski, sanat dünyasının sınırları dışına itilir. Yine de boy göstermeye, konuşmalar yapmaya devam etmektedir; ancak tüm bunları, bir şekilde ataletten kurtulma isteğinden ve her zamanki kendinden emin tonunu kaybetmiş olduğundan, kendisini hatırlatmak için yapar. Onunki, kendi yerini bulamamış insanın rotasızlığıdır. Bu rotasızlık, onu, bütün boyutlarıyla eleştirdiği Bolşevik bürokrasisinin kültürel kolu olan Sovyet Yazarlar Birliği’ne katılım başvurusu yapacak kadar şuursuz hale getirir. Bu hareket, Sovyet Yazarlar Birliği’yle zıt çizgilerde konumlanan diğer Fütüristler tarafından şaşkınlıkla karşılanır ve Mayakovski, “yol arkadaşları” tarafından ciddi biçimde eleştirilir. Bu eleştirilere cevabı elbette ki gecikmeyecektir: “Hiç arkadaşım yok. Sovyet Yazarlar Birliği’ne katılıyorum. Kimin kimi arkadan vurduğunu göreceğiz. Kendini devrimci gibi hissederken “yol arkadaşı” olmak çok saçma.”

Sancı. Takdir görmemenin, sıcak bir el tarafından okşanmamış başın sancısı. Ontolojik yuvasızlığın, bir yere ait olma zorunluluğunun zehirli güdüsünün telafisi. Eleştirdiği, ironisini yaptığı karton karakterlere bizzat dönüşme; kısa bir süre sonra kalbine dayayacağı revolverin soğuk demiri gibi ruhunda ürpertici bir şekilde gezindi.

 

DİPNOTLAR [1] İlçenin adı Sovyet döneminde Mayakovski olarak değiştirilmiş; Bağdadi adı 1991’de iade edilmiştir. [2] Terras, V. (1976). Vladimir Mayakovsky. G.K. Hall & Company, s. 2.

[3] Mayakovsky, V. (1965). Mayakovsky (H. Marshall, Çev. ve Ed.). Dennis Dobson, s. 98.

[4] Katerina Clark, Petersburg: Crucible of Cultural Revolution (Cambridge, Massachusetts: Harvard University Press) 124.

[5] Zavalishin, V. (2015). Early Soviet writers. Frederick A. Praeger Inc.

[6] Mikhailov, A. (1992). At the feet of a giant: Arguments surrounding Mayakovsky. New Literary History, 23, s.

[7] Terras, 26.

Comments


bottom of page